|
Bizi bu evrenin efendisi kıldığına inanılan akıl ve o aklın serüvenciliğine
Evrensel birlikteliği ve bütünlüğü öneren bir varoluş etiğini geliştirmişse de, samimiyetinden hiç bir zaman emin olamayız insanın; hangi okulda okursa okusun, hangi bilgiyle yüklenirse yüklensin, hangi misyonla yola koyulursa koyulsun, sonunda yeni bir yıkımın tarihinin yazılmayacağının garantisi yoktur...
Bir şairdir, bir politikacı; kah filozoftur, kah teolog... ister bir bilim insanı, isterse bir derviş... hem dişi, hem de erkek... İyiyi ararken kötüyü bulan... güzeli isteyen, ama çirkini seçen... erdemliliği, ahlakı, vicdanı, adaleti önermesine karşın şiddeti besleyen, güvensizlik, korku ve tıkanmışlığa neden olan felaket senaryolarını yazmaktan bir türlü geri duramayan...
İnsanı önce hasta, sonra da tedavi eden, onu doyuran ve aç bırakan, onun yaşamasına veya ölmesine karar veren... uygarlıkları kuran ve kaldıran... Roma'yı yapan ve yakan... sorunu yaratan ve soruna çözüm arayan... soruyu soran ve yanıtlayan... hep o, akıl...
Batının doğuyu kucaklayabildiği, erkekle dişinin anlaşabildiği, anlamsal olanın yaşamsal olana ters düşmediği, bilimsel verinin sezgisel öngörüyü dışlamadığı bir dünya ve yarattığı eserinin esiri olmayan, doğal işleyişe kafa tutmayan bir insan aklı olabilecek mi? Yoksa, doğal yasa gereği, güçlü olan haklı olmaya devam mı edecek?
PEKİ YA O TOPRAK SESSİZCE BOYUN MU EĞECEK ONA, O İNSANA?
|