Pelin Özer'le Öğretilemeyen Şeyler: "Söyleşi / Gözüm Kulağım Sende" 3 Aralık 2020
3-10-17 Aralık 2020
19:30-21:30, Perşembe günleri
Online, Zoom'da!
***
Pelin Özer “Öğretilemeyen Şeyler” atölyelerini “Söyleşi / Gözüm Kulağım Sende” ile sürdürüyor. Yaratımda, iletişimde, psikolojide olduğu kadar aile içi ilişkilerden iş hayatına, komşuluktan gündelik mesajlaşmalara, hayatın pek çok alanında can alıcı önem taşıyan “söyleşi” acaba yeterince doğru anlaşılıyor mu? Söyleşi sadece edebi bir tür müdür yoksa hayatımızın ve iç dünyamızın pek çok alanında da kilitleri açma kudretine sahip bir anahtar mı?
Göz göze bakmak, birbirini can kulağıyla dinlemek, sessizliklere alan açıp orada yürüyen dilsiz sohbeti de algılayıp çözümleyebilmek ne kadar önemli. Bir “kök yöntem” olarak söyleşiye tüm cepheleriyle ve aradaki mesafeleri, kürsüleri, kütüphaneleri, diplomaları, divanları, koltukları vb. kaldırarak bakma teklifi gelse size, nasıl değerlendirirdiniz? Şüpheyle?.. Coşkuyla?.. Çekinerek?.. Sevinerek?.. Görmezden mi gelirdiniz yoksa? Bakın, söyleşimiz başladı bile.
Önce söz mü vardı ses mi, sessizlik mi? Verecek kesin bir yanıtımız yok belki ama insan karşısına kendisini, bir başka insanı, doğanın bir parçasını ya da anlam yüklediği bir nesneyi aldığı an “söyleşi”nin başladığına eminiz. Bu “kök yöntem”in yollarından geçerek yeni söyleşi ve ifade imkânları yaratmak, kendimizi ve karşımızdakini daha iyi çözerek anlamları, bereketi hep birlikte çoğaltmak mümkün. Söyleşerek; gözümüzü kulağımızı karşımızdakinden, hayattan, yaratımdan ve kendimizden esirgemeden…
Birinci Hafta : “Hayatın İçindeki Söyleşi Halleri”
- Söyleşinin günlük düzlemdeki tanımı nasıl yapılabilir?
- Bu etkileşimlerde yaratıcı damarları besleyen bir hal mi var?
- Söyleşinin doğurgan doğasına açılmak için iç ve dış monoloğu nasıl aşmalı? Dış monolog nedir?
- Günlük hayatımızda, karşımızdakini tanımaya çalışırken ona “söyleşen” kimliğiyle yaklaşmayı denesek ilişkimizde neler değişir?
- Profesyonel ya da günlük düzlemde söyleşirken karşılıklı rıza, kabul nasıl oluşur? Bunu nasıl anlarız?
- Söyleşi eylemi tam anlamıyla gerçekleştiğinde (iki kişi arasında, kalabalık bir kitleyle ya da sanal ortamda) ütopik değil de gerçek bir eşitlik mi kurulmuş olur?
- Aktif bir karşılıklı öğrenme, deneyim aktarma, etkileyip etkilenme kanalı nasıl açılır?
İkinci Hafta: “Tezgâhtaki Söyleşi Halleri”
- Bir edebi tür olarak söyleşi alanında kendini geliştirmek isteyen kişi nasıl bir çaba içine girmeli?
- Söyleşide özel alan nasıl yaratılır? Varlığı nasıl duyumsanır?
- Ön hazırlığın söyleşi esnasında yaratılacak aura’ya katkıları olabilir mi? Nasıl?
- İdeal söyleşi tarif edilebilir mi? Olmazsa olmazları sıralanabilir mi?
- Söyleşi konuşmada mı biter yoksa bu işin sadece ikinci adımı mıdır? Boşluğa bırakılan sözün kâğıda yansıması sırasında nasıl bir çalışma bekler söyleşiyi gerçekleştiren kişiyi?
- Teknik olarak en ideal yöntemi tarif etmek mümkün müdür?
- Okuyan kişi söyleşiye nasıl dahil olur ve nasıl üçüncü kişi haline gelir?
- Okuduğumuz bir söyleşinin iyi bir çalışma olup olmadığını nasıl anlarız?
- Söyleşinin başka türlere katkısı nedir? Aralarındaki iletişimi nasıl görüp saptarız?
Üçüncü Hafta : “İçerideki Söyleşi Halleri”
- Söyleşiye önce kendimizle başlamak istesek… Nasıl olacak?
- Kişinin kendisiyle zihinsel düzlemde açıklıkla ve dürüstçe bir söyleşi yürütmesi mümkün mü?
- Kendimize yaklaşırken söyleşiden beslenen bir yöntem geliştirebilir miyiz? Nasıl?
- Bir edebi tür olarak profesyonel ya da amatör, günlük tutma alışkanlığının terapötik yöntemlerle ve söyleşiyle kan bağından söz edilebilir mi?
- Yaratım söz konusu olduğunda kişinin kendisine dışarıdan bakabilme becerisi geliştirmesi aynı zamanda bir söyleşi kanalının açılmış olduğu anlamına mı gelir?
---
(3 hafta, haftada 2 saat, toplam 6 saat)
*Gümüşlük Akademisi Vakfı yararına düzenlenecek seminerin katılım ücreti 300 TL
Son Etkinlikler
Film Çalışmaları: 21. Yüzyıl Sineması
19 Mayıs 2025
Tiyatro Festivali - 2025
17 Mayıs 2025
