Edebiyat Festivali - 2025 11 Mayıs 2025
Gümüşlük Akademisi Edebiyat Festivali - 2025
“Yazın Yolculuğu: Gümüşlük Akademisi Edebiyat Festivali”, 28 Temmuz - 12 Ağustos tarihleri arasında edebiyatseverleri bir araya getirecek. Bu yılki etkinlik, kuratörlüğünü Müge İplikçi’nin üstlendiği, derinlemesine bir edebiyat yolculuğu olarak dikkat çekiyor. Festival, çeşitli atölye çalışmaları aracılığıyla yazarları ve eleştirmenleri, edebiyat tutkunlarıyla buluşturmayı amaçlıyor. Katılımcılar, edebiyatın zengin evreninde yeni bakış açıları kazanma fırsatı bulacak ve yaratıcı düşüncelerini paylaşma imkanı elde edecekler. Edebiyatın büyülü dünyasına adım atmak isteyen herkes için eşsiz bir deneyim sunan bu buluşma, ilham verici tartışmalar ve etkileşimlerle dolu bir platform oluşturacak.
Program
| Tarih | 10:30 - 13:00 / Atölye | 14:30 - 17:00 / Atölye | 21:00 / Söyleşi |
| 28. 07 Pazartesi | Müge İplikçi | Nazan Haydari | Nazlı Eray |
| 29.07 Salı | Müge İplikçi | Nazan Haydari | |
| 30.07 Çarşamba | Müge İplikçi | Nazan Haydari | Ruşen Çakır |
| 31.07 Perşembe | Neslihan Önderoğlu | Murat Özyaşar | |
| 1.08 Cuma | Neslihan Önderoğlu | Murat Özyaşar | |
| 2.08 Cumartesi | Neslihan Önderoğlu | Fuat Sevimay | Deniz Altunay ve Olcay Mağden |
| 3.08 Pazar | Latife Tekin - Seyyidhan Kömürcü | Fuat Sevimay | Semih Gümüş |
| 4.08 Pazartesi | Latife Tekin - Seyyidhan Kömürcü | Fuat Sevimay | |
| 5.08 Salı | Haydar Ergülen | Aslı Güneş | |
| 6.08 Çarşamba | Haydar Ergülen | Aslı Güneş | |
| 7.08 Perşembe | Haydar Ergülen | Aslı Güneş | |
| 8.08 Cuma | N. Banu Gümüştüs | Murat Gülsoy | Aslı Tunç |
| 9.08 Cumartesi | N. Banu Gümüştüs |
Murat Gülsoy - Ayfer Tunç |
Murat Gülsoy - Ayfer Tunç - Zeynep Uysal |
| 10.08 Pazar | N. Banu Gümüştüs | Murat Gülsoy - Zeynep Uysal | |
| 11.08 Pazartesi | Kadir Aydemir - Onur Behramoğlu | Ahmet Ergenç - Gonca Özmen | |
| 12.08 Salı | Kadir Aydemir - Onur Behramoğlu |
Müge İplikçi ile Atölye Çalışması
28 - 29 - 30 Temmuz
Geçmiş Sen Neyin Nesisin?
Yazma Becerileri: Arka Plan ve Geri Dönüş Tekniklerinin Kullanımı
I. Karakter Sen Kimsin?
Arka plan ve geri dönüş teknikleri kullanılarak karakter zenginliği ve derinliği nasıl artırılır?
II. Arka Plan
A. Karakter geçmişinin tanımlanması
1. Karakterin motivasyonları ve hedefleri
2. Kişisel deneyimlerin karakter gelişimine etkisi
B. Okuyucu ile karakter arasında bağ kurma
1. Empati yaratma
2. Karakterin kararlarını anlama
C. Arka planın hikayeye katkısı
1. Temaların derinleşmesi
2. Çatışmaların ve çözüm yollarının ortaya çıkması
III. Geri Dönüş Tekniklerinin Kullanımı
A. Geri dönüşlerin tanımı ve işlevi
B. Zaman dilimlerinin manipülasyonu
1. Geçmişin günümüzdeki etkisi
2. Anlık olayların arka planla bağlantısı
C. Geri dönüşlerin karakter derinliğine katkısı
1. Karakterin içsel çatışmalarının ortaya konması
2. Okuyucunun karakterin gelişimini takip etmesi
IV. Karakter Zenginliği ve İnandırıcılık
A. Detayların önemi
1. Fiziksel, psikolojik ve sosyal özelliklerin derinlemesine işlenmesi
2. Karakterlerin geçmişteki deneyimlerinin günümüzdeki davranışlarına etkisi
B. İnandırıcı motivasyonlar oluşturma
1. Karakterin geçmişi ile günümüzdeki hedefleri arasındaki bağlantı
2. Duygusal derinlik ve karmaşıklık yaratma
V. Uygulama Örnekleri
A. Roman ve kısa hikaye yazarlarından örnekler
B. Kendi yazım pratiğinde bu tekniklerin nasıl kullanılabileceği
Kahramanın Feminist “Sesi” ve Sonic Yolculuğu
Nazan Haydari
28 - 29 - 30 Temmuz, 14:30 - 17:00
Atölyede feminist bir çerçeveden “kahraman” kavramını tartışmaya açıp kendi seçtiğimiz bir hikâye ve romandaki yine kendi seçtiğimiz kahraman üzerine bir “ses hikayesi” oluşturup, kahramanın sonic yolculuğunun bir parçası haline geleceğiz. Ses hikayelerini kurgularken ve kahramanın yazılı metin üzerindeki yolculuğunun izini sürerken “üçüncü zihin” tekniğini kullanacağız.
Ses, hem fiziksel hem de metaforik anlamıyla feminist anlatının güçlü bir unsurudur. Bir temsil alanı olarak ses (voice), patriyarkal anlatıları eleştiren, mücadeleyi, karşı duruşları, farklı öznellik biçimlerini merkeze alan, görünmeyeni görünür kılan anlatılar yaratmak için önemli bir araçtır. Sesin frekansı, şiddeti, yankısı, sürekliliği gibi fiziksel özellikleri düşünmek feminist tartışmalara çok katmanlılık sunar. Kahkaha, sessizlik, gürültü, tiz ses, otoriter ses ya da fısıltı ses gibi kavramlar üzerinden ses ve toplumsal cinsiyet ilişkisini yeniden düşünebiliriz.
Ses Hikayesi (sound story, sound narration or sonic art) ses öğelerinin ve seslerin bir araya getirildiği soyut ve deneysel bir anlatım biçimidir. Sözü ve dili merkeze alan geleneksel hikâye anlatımından farklı olarak ses hikayesinde sesin kendisi bir anlatı aracıdır. Sonic Yolculuk ise seslerin ve ses manzaralarının bir araya gelerek bir yerden bir yere doğru ilerleyen, duygusal ve zihinsel yolculuğu ifade eden bir kavramdır. Bu yolculuk, genellikle dinleyiciyi, seslerin rehberliğinde bir mekânda veya bir anlatı içinde gezinmeye davet eder. Kullanılan ritimler, doğal sesler, müzik ve teknolojik efektler gibi ses öğeleri dinleyenin algısıyla şekillenen bir ses deneyimi sunar.
1960’larda William S. Burroughs ve Brion Gysin geliştirilen “üçüncü zihin”, metin, görüntü ve seslerin fiziksel ya da dijital olarak kesildiği ve yeni anlamlar yaratmak için yeniden düzenlendiği cut-up tekniğine dayanır. Bu yöntem, doğrusal düşünceyi kırmayı, geleneksel hikaye anlatımını bozmayı ve dildeki gizli mesajları ortaya çıkarmayı amaçlar. Birlikte düşünme süreçlerinin, parçaların ve fikirlerin bir araya gelerek yeni kolektif bir “üçüncü zihin” oluşturulabileceğini hayal eder. Rastlantısallık ve öngörülemezlik yeni ve beklenmedik anlamların ortaya çıkması için alan açar. “Üçüncü zihin”, beden, iç dünya, duygu ve deneyimsellikle olan yakın ilişkisi nedeniyle “ses hikayeleri” oluşturulmasında etkin bir yöntem olarak kullanılabilir.
Atölyeye öncesinde:
Bir öykü ve roman seçip okuyun. Notlar alın.
Basit ses kurgusu yapmak üzere audacity programı üzerine alıştırmalar yapın.
Atölye kapsamında yapacağımız çalışmalar:
- Edebiyat, toplumsal cinsiyet ve kahraman kavramını feminist bir perspektiften tartışmaya açacağız.
- Feminist anları ve sesin feminist anlatı oluşturmak için imkanları üzerine konuşacağız. Ses hikayelerinden örnekler dinleyeceğiz.
- “Üçüncü göz” tekniğini anlamaya çalışacağız.
- Audocity programı üzerine çalışacağız.
- Katılımcılar seçtikleri öykü ve romandan bir kahraman belirleyecekler. Bu kahramanın ana karakterlerden birisi veya anlatıcı rolünde olması gerekmiyor. Bazen iki cümlenin arasındaki sessizlikte de gizli kalmış olabilir kahramanımız. Herhangi bir canlı, nesne veya boşluk olabilir kahraman.
- Kesme yöntemiyle metinden kahramanlarımıza ait bölümleri seçeceğiz. Bu seçim süreci bilinçli, raslantısal veya rastgele olabilir.
- Kahramanın “sesinin” metaforik anlamı ve teknik özellikleri üzerine düşüneceğiz. Örneğin; sesi yüksek mi, alçak mı? İç ses mi duyuyoruz. Ses manzarasında neler var kahramanımızın?
- Yeni sesler toplayacağız. Bu sesler teknolojik, doğal veya insan sesleri olabilir. Sessizliği nasıl kullanacağımız üzerine düşüneceğiz. Müzik, ritim, tekrarlar gibi teknik özelliklere karar vereceğiz.
- Audacity programını kullanarak ses kurgusunu gerçekleştireceğiz.
- Ses hikayelerimizi paylaşıp üzerine birlikte düşüneceğiz.
Nazlı Eray ile Söyleşi
28 Temmuz, 21:00
“ Yaşıyorsun, bunun ilacı yok”
Ruşen Çakır ile Söyleşi
30 Temmuz, 21:00
Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilir Gazetecilik
“Kurmacaya Yolculuk/ Bir Yazma Deneyimi”
Neslihan Önderoğlu
31 Temmuz, 1 - 2 Ağustos, 10:30 - 13:00
Bu programda kurmaca nedir, sınırları, rasyonalite/fantastizm, metnin matematiği nasıl oluşur, kahramanın yolculuğu nasıl başlar ve biter, kurgunun bileşenleri nelerdir gibi konulara aşağıdaki modüller eşliğinde değineceğiz ve bütün bu sürede bir hikâye oluşturacağız.
• Kurgu ve gerçeklik kesişmesi. Hikâye nasıl doğar?
• Hikâye: Meselem ne? Neyi anlatmak istiyorum?
• Karakter: Bir kahraman yaratmak. Ana ve yan karakterler.
• Mekân: Kurmaca nehrinin aktığı yatak
• Dil ve üslup: Nasıl hikâye etmeli?
• Anlatım: Yazarın parmak izi
- Kurgu: Bir matematik işçiliği
Yazının Adresi:
Murat Özyaşar ile Sizin Öykünüz
31 Temmuz - 1 Ağustos, 14:30 - 17:00
Füruzan’ın Parasız Yatılı’sı yayımlandığında “Sanki o yer boştu, onun için ayrılmıştı da geldi, yerine oturdu,” der eleştirmen Mehmet H. Doğan.
Bu saptamayı Márquez, Cortázar, Bilge Karasu, Latife Tekin, Annie Ernaux ve Ferit Edgü gibi kendine has birçok yazar için de yapmak mümkün.
-
-
- Yazdığım öykü, edebiyatın geniş masasında hangi sandalyeye talip?
- Yazdığım öykünün vaadi ne?
- Yazmazsam edebiyatta ne eksik kalır?
- Derdim ne?
-
Bu atölyede katılımcılıların daha önce yazdığı öyküler Murat Özyaşar tarafından okunup yorumlanacak.
YANLIŞ ANLAŞILMAYA MÜSAİT O KONU:
EDEBİ TÜR
Latife Tekin - Seyyidhan Kömürcü
3 - 4 Ağustos, 10:30 - 13:00
Bir anlaşma biçimi olarak önerilen dilin ve sesin ihtiyaca yetmediğini düşünenler ilk refleksle yazı yazdılar. Bu refleks genellikle adına şiir denilen türle yeşerdi. Okuma yazma arzusunun aşk gibi büyük bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu fark eden büyük çoğunluk yolun makul bir yerinde yazmaya da okumaya da veda ederken bunu fark edemeyip sürdürenler okur, şair veya yazar olarak anıldılar.
Öteden beri ilhamla ve romantizmle açıklanan şiirin de şiire nazaran daha muntazam roller biçilen romanın da saikleri şüpheli artık.
Büyüyünce romancı olacağı düşünülen şairin aksine büyüyünce şair olan romancılardan da bahsedilir oldu.
Artık ne şiir o kadar romantik ve ilham odaklı ne de roman başı, ortası, sonu olan sevimli bir nesne.
Hepimizin zihni ve kalbi artık daha karışık. Ve belki de iyi ki öyle.
İlk kitabını “gövdemden bir ateş geçti” diyerek hatırlayan, şiiri odağından ayırmayan Latife Tekin ve şiir kitaplarından sonra şu sıralar bir roman hazırlığı içerisinde olan Seyyidhan Kömürcü sizlerle buluşacak.
MODERN ÇAĞDA KADİM ZAMANLAR
Fuat Sevimay
2 - 3- 4 Ağustos, 14:30 - 17:00
Eskilerin adamları eskide kaldı mı sandınız? Yok, o iş öyle değil. Belleğimizde, yüreğimizde, romanlarda ve öykülerde yaşıyorlar. Ama modern zamanlar onları azıcık, hatta ne azıcığı, bolca eğip bükmüş tabii.
Bu beylerin başına zamanımızda ne geldiğini Gümüşlük’te, kadim zamanların en güzelinin yaşandığı Ege’nin esintisi eşliğinde konuşalım mı?
1. Gün – James Joyce ve Odisseas
Joyce Bey’in Odisseas’ı kolundan tutup Dublin’e getirdiğini bilir misiniz? Peki ya sonra? Sonrası Ulysses’te. Hani şu okunması zor roman, falan feşmekan. Hiç de zor değil. Birlikte hallederiz. Merak etmeyin.
2. Gün – Arkeolog Aziz Bey ve Muhterem Peder Noel Baba
Noel Babayı biliyorsunuz. Kendisinin evvelden Aziz Nikola olduğunu, Demre’de piskoposluk yaptığını da duymuşsunuzdur. Peki Aziz’i tanıyor musunuz? Arkeolog kendisi. Nikola ile dünyanın ve zamanın tozunu birbirine katıyor. Bir bakalım bakalım nasıl olmuş bu işler.
3. Gün – Tutunamayanlar’ın Turgut’unda Shakespeare
Oğuz Atay’da Shakespeare’in ne işi var demeyin, dahası İsa ve Musa da orada. Selim tüm bunlardan haberdar mı bilmem. Zaten Selim diye biri var mı yok mu ona da emin değilim. Gelin birlikte tartışalım.
Başlıklarımız bunlar. Lafın arasına illaki başka yazarlar, başka karakterler ve bolca muhabbet de karışır. Çünkü modern çağın ne yapacağı belli olmaz. Hele söz konusu kadim zamanlar ise.
Semih Gümüş ile Söyleşi
3 Ağustos Pazar, 21:00
Edebiyat Ne İşe Yarar, Nasıl Okumalıyız?
True Crime Meçhule Giden Gemi
Deniz Altunay ve Olcay Mağden
2 Ağustos, 21:00 (Seminer, söyleşi)
Bu oturumda suç kavramı, hikâye anlatıcılığı bağlamında ele alınacak ve günümüzde hayli popülerleşmiş gerçek suç podcast ve belgeselleri çerçevesinde incelenecek.
Akış:
1. Suç araştırmalarının dönüşümü: Tarihsel süreçte parmak izi ve dna teknolojisinin yeri, günümüzde özel kuruluşlarla dna paylaşımı yapılması ve suçun ortaya çıkarılmasında bu özel kuruluşların etkisi.
2. Globalde ve Türkiye’de suçun hikâyeleştirilmesinin etkisi: Dijital platformlardaki dikkat çekici belgeseller, özellikle globalde her geçen gün büyüyen podcast evreni ve ulaşılan hedef kitlenin özellikleri. Türkiye ile dünya karşılaştırması.
3. Bu bağlamda mihenk taşı niteliğindeki örnek olayların kısa anlatımı: Madeleine Mccann, Jonbenet Ramsey, Unabomber.
4. Sayısı artan gerçek suç podcastlerinin soruşturmaları giderek daha çok etkileyişinin örneklerle anlatımı: Kristin Smart dosyası ve Chris Lambert’in Your Own Backyard adlı podcast serisi
Haydar Ergülen'le Üç Günlük Şiir
5 - 6 - 7 Ağustos, 10:30 - 13:00
Bu programında, şiirleriyle yaşayan üç şairimizin şiirlerinden hareketle, ‘şiirin üç hali’ni konuşacağız.
1. Gün: Sami Baydar şiiri ve şiirin renkliliği.
2. Gün: Seyhan Erözçelik şiiri ve şiirin netliği.
3. Gün: Salih Ecer şiiri ve şiirin
çoksesliliği.
Atölye kapsamında yazılacak şiirlerde de bu üç öge üzerinde durulacak.
Kamusal Alan ve Roman
Aslı Güneş
5 - 6 - 7 Ağustos, 14:30 - 17:00
- Gün: Kamusal Alanda Şekillenen Kişilikler: On Dokuzuncu Yüzyıl Romanı. 19. Yüzyıl romanından örneklerle kamusal-özel alan ve gündelik hayatın içerisinde şekillenen kadın ve erkek karakterler.
- Gün: 20. Yüzyıl Başı Popüler Aşk Romanları. Rafine sınıfın kamusal alan yasağı, adabımuaşeretle biçimlenen mahrem alan.
- Gün: 21. Yüzyıl Çoksatarları: Kamusallığın Çöküşü. Mahrem Alan Yeniden Şekilleniyor. Kentli Orta Sınıfın kamusal alan korkusu, kişisel gelişimle şekillenen yeni mahremiyet.
Şiir Üzerinden ve Şair Gözünden Bir “Kadın” İncelemesi
N. Banu Gümüştüs
Zaman: 1945-1965
Yer: Bu Coğrafya
8 - 9 - 10 Ağustos, 10:30 - 12:30
Amaç:
Kadim bir gelenekten gelen şiirin, cumhuriyetin ilanı ile bu coğrafyada nasıl bir gelişim ve değişim gösterdiğini belirlerken “kadın” konusunu etraflıca ve estetik duygu ve görgüsünü geliştirmeye çalışmak. “Eleştiri” yapabilme yetisini kazanmak, kazandıklarını ileri düzeye taşımak. 1945-1965 yılları arası artık “Dünya Savaşları”nı atlatmış, kuruluşunun üzerinden daha iki on yıl geçmiş genç Cumhuriyet’in toplumsal oluşumunda kadim geleneği olan şiirin kat ettiği yola tanıklık etmeye çalışmak. Gelenekten beslenen; ancak geleneği yeniden ve sancılarla oluşturmaya çalışan şairlerin bazı kalıplaşmış yargılarını hem değiştirme çabası hem de değiştirememe örneklerini, zamanın siyasi ve toplumsal hayatını da göz ardı etmeden gözden geçirmek, eril dilin belirgin izlerini takip etmek ve yeni bir dilin inşası üzerinde çalışmak amaçlarımızdandır.
Yine, şiirler ve şairler üzerinden yola çıkıldığı için, şiirleri okumak, okumanın hedefi doğrultusunda kalıplaşmış yargılardan sıyrılabilmek ve okunan metinleri çeşitli açılardan ele alabilmek, yorumlar üzerinde tartışabilmek ve “eleştiri” malzemelerini sağlam cümlelerle yazıya dökme çalışmaları da diğer amaçlardandır.
İzlence:
- Gün:
Tanışma. Bu coğrafyada “gelenek” ne demek? Şiir neden var? Şiir okuma ve –varsa- yazmaya bakış açıları
1945- 1965 döneminin siyasi / toplumsal özellikleri
Edebiyat ortamı
Siyasi (çok partili dönem) ortam
Toplumsal değişim (köyden kente göç, fabrikalaşma/ işçi, büyük şehir…)
İmparatorluktan devlete düşünce kalıpları ve alışkanlıklar
Ethos ortaklığı. “Şark”ın kültür evreni. Bu coğrafyanın sanat ve estetik alışkanlıkları.
Gerçeklik, gerçekçilik, gerçeküstücülük, 2. Yeni akımı ve dışındakiler… Şairler bugünden bakıldığında nasıl görünüyorlar?
- Gün:
“Kadın”, bu coğrafyada “kadın, “özne olarak kadın”, “imge olarak kadın”, “tabu olarak kadın”, “cinsel obje olarak kadın”, şiirde kadın, şiire yansıtılan kadın.
“namus ve kadın”, “özlenen, arzulanan, baskılanan, yasaklanan, yazılan ve anlatılan, şiire konu olan kadın.
“Adı Kimseye Lâzım Değil” … Şiirlerde belirlenen kadın tipleri
Kız kardeş/ Eş/ Anne/ Üvey Anne/ Komşunun genç karısı/ Çalışan ( emekçi) Kadın/ Hayalleri Süsleyen Sevgili/ Hayat Kadını…
Erkeğin kadına/ Kadının erkeğe bakışı… neden şiirle uğraşan/ uğraşabilen kadın az? Kadının “insan” olma mücadelesi… Şiirin konusu olma, şiir yazan özne olma halleri…
- Gün:
6 (altı) şair. Biyografik bilgilendirme. Ortak yanları, farklı gelenek çizgileri, kırılan kurallar, arayışları, nedenler ve sonuçlar…
Attila İlhan ve Turgut Uyar şiirleri ve kadınlar (şiir örnekleri ve incelemeler, tartışmalar.
Edip Cansever ve Cemal Süreya şiirleri ve kadınlar (şiir örnekleri ve incelemeler, tartışmalar)
Oktay Rifat ve İlhan Berk şiirleri ve kadınlar (şiir örnekleri ve incelemeler ve tartışmalar)
Not: Arzu edilirse atölye saatlerinin dışında yazma çalışmaları da yapılabilir.
Murat Gülsoy, Zeynep Uysal, Ayfer Tunç ile Edebiyat Çalışmaları
8 - 9 - 10 Ağustos, 14:30 - 19:30
8 Ağustos Cuma
14:30 - 16:30 Murat Gülsoy (Yaratıcı Yazarlık İleri Çalışmaları 1)
17:30 - 19:30 Zeynep Uysal (Kurmaca ile Gerçeğin Kesişiminde Kendini Yazmak: Yaşam Yazısı ve Otokurmaca)
9 Ağustos Cumartesi
14:30 - 16:30 Murat Gülsoy (Yaratıcı Yazarlık İleri Çalışmaları 2)
17:30 - 19:30 Ayfer Tunç (Bir Uyarlama Macerası: Havada Bulut Sait Faik)
21:00 - 23:00 Murat Gülsoy, Zeynep Uysal, Ayfer Tunç (Tartışma: Yeni Dünya Edebiyatı)
10 Ağustos Pazar
14:30 - 16:30 Murat Gülsoy (Yaratıcı Yazarlık İleri Çalışmaları 3)
17:30 - 19:30 Murat Gülsoy (Yaratıcı Yazarlık İleri Çalışmaları 4)
Yaratıcı Yazarlıkta İleri Çalışmalar
Murat Gülsoy
Murat Gülsoy'un yürüttüğü bu dört bölümlük seminer dizisi, edebiyatın yerleşik anlatım kalıplarının ötesine geçerek yaratıcı yazarlıkta yeni ufuklar açmayı hedefliyor. Modernist kırılmadan postmodern sıçramaya uzanan edebiyattaki deneysel arayışlar bugünün yazarına / okuruna neler söylüyor sorusunun etrafında şekillenen bu atölye, yazınsal yaratıcılığı derinlemesine sorgulayan ve yenilikçi anlatım biçimlerini keşfetmek isteyenler için… Katılımcılar, kurmaca metinlerin sınırlarını zorlayarak, edebi biçim ve anlam arasındaki dinamik ilişkileri keşfedecek ve bireysel okuma / yazma alışkanlıklarını dönüştürme fırsatı bulacaklar.
- Putları kıran kim?
Dünyayı mükemmel bir ayna gibi yansıtmaktan karakterin öznel bakışına odaklanmaya uzanan realist edebiyatın nasıl kabuk değiştirdiğinin irdeleneceği bu seminerde bilim ve sanat ilişkisi, modernist eğilimlerin, sanatta ve edebiyatta yenilik ve deneysellik arayışının yarattığı yapıcı ve yıkıcı etkiler tartışmaya açılacak.
- Hiçbir şey göründüğü gibi değil
Edebiyatın en güçlü anlatı araçlarından biri olan ironi kavramı seminerin temel eksenlerinden biri olacak. Söylenenden başkasını, hatta aksini ve ardındakini işaret eden bu anlatı tekniğinin edebi yapıtlardaki işlevi tartışmaya açılacak. İroni, yalnızca anlatının çok katmanlılığını vurgulamakla kalmaz, aynı zamanda okurla bir oyun kurarak metnin derinliklerinde yeni anlam alanları yaratır. Modern ve postmodern metinlerde ironinin nasıl bir alan açtığı, anlatıyı nasıl dönüştürdüğü ve gerçeklik algısını nasıl sarstığı üzerine kapsamlı bir tartışma yürütülecek.
- Kendi kurmacalığını keşfetmek
Metakurmaca, metnin kendine dönüp baktığı, okurunu bu dönüşün parçası haline getirdiği bir evrendir. Bu evrene içeriden baktığımızda, kurmacayı çözdüğümüzü, onun sırlarına vâkıf olduğumuzu sanmaya başlarız. Oysa her ayna gibi, metnin yansıtıcı yüzeyinin ardında da sayısız bilinmezlik, gözümüzün seçemediği derinlikler gizlidir. Bu seminer, anlatının çok katmanlı dünyasını keşfetmek, kurmacanın nasıl kendi üzerine katlandığını ve yeni anlamlar ürettiğini anlamak isteyenler için bir düşünce laboratuvarı niteliğinde olacak.
- Kurgunun sınırlarını zorlamak
Bu seminerde, edebi yapıların çok katmanlı doğasını incelemek için metakurmacanın bir başka yüzünü açarak çerçeve hikayeler, iç içe geçen kurgular ve farklı anlatı düzlemlerinin kesişmesi gibi tekniklere odaklanacağız. Hikâyenin içinde yeni hikâyeler doğuran bu yapılar, anlatının kendini nasıl çoğaltabileceğini, okurun algısını nasıl yönlendirebileceğini ve çoklu bakış açılarını nasıl mümkün kılacağını ortaya koyuyor. Bu bağlamda, anlatının parçalı yapısına odaklanan Gestalt kuramı, bütün ve parça ilişkisi üzerinden edebi metinleri yeniden okuma imkânı sunacak.
Yazar, İzleyici ve Okur Olarak Suça Ortak Mıyız?: Edebiyat ve Televizyonda Suç Olgusu Üzerine Bir Sohbet
Aslı TUNÇ
8 Ağustos Cuma, 21:00 (Seminer, söyleşi)
Bu sohbet buluşmasında suç, televizyon, edebiyat ve suçun medyadaki temsiliyeti arasındaki çok katmanlı ilişki ele alınacak. Bu ilişkinin hem anlatıcı/yaratıcı hem de izleyici/okur bağlamında tartışılması hedefleniyor. Televizyon ve edebiyat gibi iki farklı platformda suçun ele alınışıyla başlayarak konu, toplumsal perspektifle daha makro bir boyuta taşınacak. Katılımcıların katkılarıyla interaktif bir biçimde bazı soruların peşinde gideceğiz: Örneğin, suç olgusu toplumun suçu nasıl algıladığından ayrı düşünülebilir mi? Suçu romantize mi ediyoruz? Sürece ve nedene kafa yormadan üstünü çiziyor muyuz? Yoksa toplumsal bir mesele olarak mı ele alıyoruz? Edebiyat derinlikli biçimde suçu, karmaşık karakterlerle, arkasında yatan motivasyonlarıyla ve ahlaki çelişkileriyle ele alma lüksüne sahipken televizyon kuşkusuz bambaşka bir anlatı kurar. Bu iki platformu birbirine yakınlaştıran örnekler üzerinden (Mindhunter gibi) tartışma açılabilir. Örneğin; televizyon suçu nasıl eğlencelik hale getirir? Agatha Christie, Donna Tartt ya da Tana French gibi yazarlar suçu ahlaki seçimleri, sınıfsal ayrımları ve toplumsal kurumların çürümüşlüğünü betimlemek için kullanır. Suç onlar için sadece bir araçtır. Televizyon ise formatı gereği kısıtlı bir sürede suçun, suçlunun temsiliyeti konusunda nüansları elden kaçırır. Peki ya gerçek suç hikayeleri türü? Yaratıcı, bu noktada nerede durmalıdır? Suç dizilerinde mağdur temsiliyetini tartışabilir miyiz? Kadınlar, azınlıklar, yoksullar, göçmenler suçun daha fazla mı öznesi haline gelmektedir? Daha farklı suç hikayeleri anlatılmaz mı? Suç anlatıları nasıl daha kapsayıcı olabilir ve küresel kitleye hitap edebilir? Dijital platformlar (Netflix; Disney+, vs.) suçu merkeze koyan hikayeleri nasıl değiştirdi, çeşitlendirdi ve izleyiciyi nasıl biçimlendirdi? İzleme biçimlerimiz (binge watching) suç hikayelerinin algılanışını değiştirdi mi? 1970-1980’lerde geçerli olan şiddet, suç ve mağdur temsiliyetlerinin gerçek yaşamda izleyicinin algısını eğip büktüğüne ve gerçek yaşamdan kopardığına ilişkin eleştirel yaklaşım (Yetiştirme Kuramı-Cultivation Theory) hala geçerli olabilir mi? Keyifli, farklı açılımları olan ve birbirimizden öğreneceğimiz bir sohbet için bekliyoruz.
Prof. Dr. Aslı Tunç, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü öğretim üyesidir. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda iletişim lisansı ve Anadolu Üniversitesi’nde sinema-televizyon yüksek lisansından sonra iletişim alanındaki doktorasını Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nden aldı. Bir yıl boyunca Amerika’daki aynı üniversitede iletişim kuramları ve küresel iletişim üzerine dersler veren Tunç, 2001 Eylül’ünde Türkiye’ye döndükten sonra çalışmalarını, medya ve demokrasi, dijital aktivizm, sosyal medya ve toplumsal cinsiyet konuları üzerine yoğunlaştırdı. Mart-Eylül 2020’de Güney Florida Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. 2020-2024 yılları arasında Rektör Yardımcısı olarak görev yaptı. Pek çok İngilizce ve Türkçe akademik makaleleri, kitap bölümleri ve uluslararası raporları bulunan Tunç’un son çalışmaları editörlerinden ve yazarlarından biri olduğu Female Agencies and Subjectivities in Film and Television (Palgrave MacMillan) adlı kitap ve Pandemi, Neoliberalizm, Medya (ed. Yasemin G. İnceoğlu ve Savaş Çoban, Ayrıntı Yayınları) adlı derlemeye, “Kişisel Bir Pandemi Güncesi ve Amerikan Medyasının Koronavirüs ile Sınavı” başlıklı katkısıdır. Akademik çalışmalarına ek olarak Mikroscope (https://www.mikro-scope.com/) adlı internet edebiyat ve kültür dergisine düzenli olarak film, kitap ve popüler kültür eleştirileri kaleme almaktadır.
“KISA ÖYKÜDEN ŞİİRE: YOLCULUK”
Kadir Aydemir - Onur Behramoğlu
11 - 12 Ağustos, 10:30 - 13:00
Bu atölyede; Onur Behramoğlu ve Kadir Aydemir editörlüğünde şiir ve kısa öykü sanatının incelikleri konuşulacak. O zorlu patikada yürürken yazı-hayat ilişkisi değerlendirilecek. Yazı pratikleri yapılırken çeşitli metinler üzerinde detaylı çalışılacak.
Bir Güzel İtiraz: küçük İskender
Ahmet Ergenç - Gonca Özmen
11 Ağustos, Pazartesi, 21:00
* Gümüşlük Akademisi Vakfı yararına düzenlenen Edebiyat Festivali'ne Akademi'de konaklayanlar için atölye bazında günlük katılım bedeli: 500 TL.
*Konaklamasız, atölye bazında günlük katılım bedeli: 800 TL.
* Her bir seminerin kontenjanı 30 kişiyle sınırlıdır.
*Atölye katılım bedelinde üniversite öğrencilerine (18 - 25 yaş) %30 indirim uygulanacaktır.
* Beş üniversite öğrencisine (18 - 25 yaş) program dahilinde en fazla 4 günlük konaklama ve atölye katılım bursu verilecektir. Burs başvurusu yapacak olanların info@gumuslukakademisi.org adresi üzerinden başvuru yapmaları gerekmektedir.
* Kayıt ve iletişim için: info@gumuslukakademisi.org
*Gümüşlük Akademisi'nde konaklamayla ilgili bilgilere ulaşmak için tıklayınız.
Son Etkinlikler
Film Çalışmaları: 21. Yüzyıl Sineması
19 Mayıs 2025
Tiyatro Festivali - 2025
17 Mayıs 2025
