DİRENİŞ VE SANAT KAMPI 2 Mayıs 2025

Direniş ve sanat arasında şüphesiz derinlikli ancak yine de ikircikli olan bir bağ vardır. Bir yandan, hem direniş hem sanat dünyayı yeni bir şekilde görme ve düzenleme gayesi taşırlar. Hayal gücünü iktidara çağırmak, 1968 öğrenci hareketlerinin sloganı olduğu gibi, sanatsal edimin de özünde yatar. Öte yandan, sanatsal üretim, yeni bir dünya tahayyülü sunmaktan öte, iktidarın kontrol mekanizmalarına hizmet ederek kurulu düzeni sürekli olarak onaylama çabasına girişebilir. Bu bağlamda sanatın politik boyutlarını nasıl anlamalı, direnişi sanatla nasıl ilişkilendirmeliyiz? Sanatı kültürel hegemonyanın bir uzantısı olarak görüp, yine 68 protestolarında atılan 'Sanat Öldü!' sloganını yinelemek mi gerekir? Yoksa sanatın direniş ile bağını korumakta ısrar edip, iktidarın görme biçimlerinden uzaklaşabilen bir sanatın nasıl olabileceğini mi düşünmeliyiz? Ya da bu iki seçeneğin ötesine geçip, sanatın politik bağlamlarından bağımsız düşünülebileceğini mi fark etmeliyiz? Bu gibi soruları çeşitli sanatsal örnekler ve teoriler bağlamında düşünerek, sanatın direniş ile ilişkisini hem tarihsel, hem de felsefi düzlemlerde ele alacağımız 'Direniş ve Sanat' kampımıza hepinizi bekleriz.

Yer: Gümüşlük Akademisi

Tarih: 2-8 Eylül 2025

Eğitmenler: Enver Utku Batur, Ezgi Bakçay, Rahmi Öğdül, Ulaş Bayraktar, Zeynep Sayın

Kamp Sorumlusu: Deniz ÇİFTÇİ 0533 610 03 30

Detaylı bilgi almak için: info@gocebedusunce.org

*Bu programa kayıt olduğunuz takdirde aynı hafta gerçekleşecek Psikanaliz kampının derslerine de katılabilirsiniz. Program hakkında detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

BAŞVURU FORMU

 

DERS ÖZETLERİ

Enver Utku Batur - Gürültüden Nakarata Müziğin Politik Özü

Direniş türkülerinden askeri marşlara, yakılan ağıtlardan atılan sloganlara, müziğin politik alan ile doğrudan bir ilişkisi var. Bu ilişki, görsel sanatlardaki gibi temsili bir anlam üzerinden dolayımlanmıyor, doğrudan kendi yapısal özelliklerinin politik yansımalarında ısrar ediyor. Müziğin içinde bulunduğu alanı dönüştürücü gücü, aynı anda hem iktidar mekanizmaları tarafından ideal öznenin oluşturulması için kullanılıyor, hem de direniş hareketleri içerisinde mekânın yeniden sahiplenilmesini ve yeni imkân alanlarının açılmasını sağlıyor. Direniş pratikleri ile müziğin nasıl ilişkilenebileceğini ve nasıl müzik yoluyla yeni imkân alanları açılabileceğini görmek için, müziğin işte tam da bu ikircikli boyutuna bakmak gerekiyor. Müziğin politik alandaki bu gerilimli kullanımını anlamak için müziğin ne olduğu sorusuna geri dönmeliyiz. İşte bu soruya gerçekten felsefi bir şekilde geri döndüğümüzde ve felsefenin müziği indirgediği klasik tuzaklara düşmemeyi başardığımızda, bir ninniden bir çocuk şarkısına müziğin bir arada yaşamamızın imkân koşullarını nasıl ördüğünü görebilir olacağız. Bu derste, müziğin ne olduğu sorusuna geri döneceğiz ve müzikle politik alan arasında nasıl derin bağlar olduğunu göstermeye çalışacağız. Arka planımızda sürekli ana sorumuzu tutup bu soruyu cevaplamak için gerekli alanı kurmaya çalışacağız: direnişin müziği nasıl olabilir?

Ezgi Bakçay & Ulaş Bayraktar -  Sanat ve Direniş

Ezgi Bakçay ve Ulaş Bayraktar’ın birlikte yürütecekleri dersin ilk oturumunda, sanat, estetik ve politika kavramlarının ufkunda direniş ve imge arasındaki ilişki Türkiye toplumsal hareketlerinin ürettiği tecrübeler üzerinden tartışılacak; çoklu krizler döneminde sanatın topluluk yaratma potansiyeliyle hayata geçireceği dirençlilik tartışmaya açılacaktır. İkinci oturumda ise iki kısa film üzerinden dayanışma, direniş, mücadele gibi kavramlar ele alınacak, ilk oturumda açılan tartışmalar görsel hikayeler üzerinden geliştirilecektir.

Rahmi Öğdül - Bir Arada Mümkün Olmayan Dünyaların Bir Aradalığı: Mekân Yaratma Pratiği Olarak Sanat

Direniş; bir varoluş, varlığını sürdürme meselesidir ve mekânla ilişkilidir. Zira beden bir mekândır ve kendi mekânını yaratabildiği ölçüde varlığını sürdürebilecektir. Sanat mekânlar üretir ya da ürettiği nesnelerle boşlukları mekânsallaştırır. Sanatçı üretimiyle bir dünya inşasına yönelir, yapıtlarıyla parça parça dünyasını inşa etmeye girişir. Leibniz’in “mümkün dünyaların en iyisi” olarak tanımladığı dünya, sanat için geçerli değildir. Sanat için tek bir dünya yoktur, algıların ve duyumsamaların çokluğu dünyaları da çoğaltır. Bir dünyayı diğerine tercih etmez, birinin lehine diğerlerini dışlamaz; aksine sanat bir arada mümkün olmayan dünyaların bir aradalığıdır. Leibniz için asla bir arada olamayan dünya dizilerini, sanat, tıpkı Borges’in “Yolları Çatallanan Bahçe”de yaptığı gibi bir labirentin içine yerleştirir. Üç saatlik derste direnişin ve varoluşun mekânsallığı üzerinden sanat ve mekân ilişkileri tartışılacaktır.

Zeynep Sayın - İmgenin Direnişi

İmgeyi toplumsal gelişmeler bağlamında bir direniş yöntemi olarak ele alacak; imgenin sivil mücadele ve toplumsal dayanışmada açtığı alan, oynadığı rol ve hayata geçirdiği potansiyel üzerine birlikte düşüneceğiz.



BİYOGRAFİLER 

Enver Utku Batur, Bilkent Üniversitesi Felsefe bölümünde Yüksek Lisans tezini yazmaktadır. Çeşitli dergilerde yazıları ve çevirileri yayımlanmıştır. Şirince'de Arkhe Projesi ve Göçebe Düşünce Derneği kolektifleri içerisinde aktif olarak bulunmuş, İzmir'de ve İstanbul'da çeşitli felsefe etkinliklerinde konuşmalar yapmıştır ve dersler vermiştir. Müzik felsefesi bağlamında, barok müziğin ve yeni müziğin felsefi köklerinin ne olduğu sorusuyla ilgilenmektedir.

Ezgi Bakçay, lisans eğitimini Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi, Sinema Televizyon Bölümü’nde tamamladı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden doktorasını aldı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Bilgi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmakta, Görsel Kültür ve Sanat Kuramları dersleri vermektedir. Karşı Sanat Çalışmaları’nın küratörlüğünü üstlenen Ezgi Bakçay çeşitli kültür ve sanat kurumlarında seminerler, atölye çalışmaları ve sergiler düzenlemektedir. Kamusal alan, imge, bellek, kültür, estetik, siyaset konularında üretimlerini sürdürmektedir.

Rahmi Öğdül, 1960’da İstanbul’da doğdu ve yaşamını İstanbul’da öğretim görevlisi ve sanat ve kültür eleştirmeni olarak sürdürmektedir. İstanbul Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Uzun yıllar İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde “Beden Temsilleri” ve “Doğa Temsilleri” derslerini vermiştir. Halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Mimarlık fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Lisans eğitiminde “Temel Tasarım Felsefesi” ve Yüksek Lisans eğitiminde “Mekân ve Beden Temsilleri ve İlişkileri” derslerini vermektedir. ‘BirGün’ gazetesinde her cuma kültür ve sanat yazıları yazmaya devam ediyor.

Ulaş Bayraktar, Galatasaray Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü mezunu olan Ulaş Bayraktar yüksek lisans ve doktorasını Paris Siyasi İlimler Enstitüsü'nde yaptı. Kültürhane'nin kurucu ortakları olmanın yanı sıra Mersin Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Yerel siyaset, katılımcı demokrasi, kamu politikaları ve kültürel çalışmalar alanlarında bilimsel ve pratik çalışmalarına devam etmektedir.

Zeynep Sayın, 1961 İstanbul doğumlu, yazınbilimci, sanat kuramcısı, öğretim üyesi. İstanbul, Salzburg ve Viyana’da yazınbilim, sanat tarihi ve felsefe okudu. İstanbul’da çeşitli üniversitelerde, Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde ve Viyana’da Akademie der Bildenden Künste’de çalıştı. Mithat Şen ve Bedenyazısı (Kaknüs, 1999), Noli me tangere (Kaknüs, 2000), İmgenin Pornografisi (Metis, 2003), Kötülük Cemaatleri (Tekhne, 2016) ve Çizginin Boşluğu (Norgunk, 2025) adlı kitapları var.



Son Etkinlikler