PSİKANALİZ KAMPI 1 Mayıs 2025

Psikanaliz, yüzyılı aşkın süredir düşünce sahnesindeki etkili yerini korumaktadır. Elbette bu etki, onun “bilinçaltı”, “savunma mekanizmaları”, “cinsel bastırma” gibi kavramlarının gündelik dildeki içi boş kullanımlarından kaynaklanmaz. Aksine onun, anaakım psikoloji taraftarlarınca bugün bile ciddiye alınmayan önemi özgün bir önermeden gelir: “Özne”, bilinci kapsar ama ona indirgenemez. Bu önermeye dayanan Freud’un “bilinçdışı” kavramından Lacan’ın “gerçek”, “simgesel” “imgesel” üçlüsüne psikanalitik geleneğin oluşturduğu teorik mirasın ağırlığı, beden-zihin, yaşam-kavram, akıl-duygu, birey-toplum gibi yerleşik karşıtlıkların sığlığını aşmak isteyen her türden düşünürü kendisine çekmiş; böylece sanat, edebiyat, felsefe ve sosyal bilimlerle hem ortaklık hem de rekabet içeren bir düşünsel karşılaşma yaşanmıştır. 

Bu karşılaşmanın psikanaliz gelenek içindeki canlı tartışmalara yansımasının izini sürmenin yanında, onu benimseyenlerde hatta onu eleştirenlerde ateşlediği yaratıcı fikirleri tartışmak için 2-8 Eylül tarihleri arasında Gümüşlük Akademisi’nde bir araya geliyoruz. Burada (1) amacını, analizanın kendisiyle yüzleşme koşullarını sağlamak olarak koyan psikanalizin, içerden bir bakışla, vaadini yerine getirip getirmediğini sorgulayacak (2) Freud’dan Lacan’a psikanalizin kendi içindeki ayrım ve tartışmalarına odaklanacak (3) sanat ve kültür tarihinin arkeoloji, ikonografi gibi farklı yöntemleriyle psikanalizin yöntemi arasındaki kesişim ve ayrışmalara ışık tutacak (4) bilinçdışının ifadelerine odaklanmanın yetersizliğini ifşa edip odağı onun inşa edilmesine kaydıran Deleuze’ün “şizoanaliz”ini ele alacak ve (5) cinsel kimliğin oluşumu hakkındaki psikanalitik teoriyi “beden”, “cinsellik” ve “öznellik” temaları çerçevesinde tartışacağız. Hepiniz davetlisiniz.

 

Yer: Gümüşlük Akademisi

Tarih: 2-8 Eylül 2025

Eğitmenler: Alev Özkazanç, Atakan Yorulmaz, Emre Sünter, Nami Başer, Zeynep Sayın

Kamp Sorumlusu: Ozan BAŞDANER 0555 090 22 80

Detaylı bilgi almak için: info@gocebedusunce.org

*Bu programa kayıt olduğunuz takdirde aynı hafta gerçekleşecek Direniş ve Sanat kampının derslerine de katılabilirsiniz. Program hakkında detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

BAŞVURU FORMU



DERS ÖZETLERİ

Alev Özkazanç - Psikanalizin Doğuşu: Beden, Cinsellik ve Öznellik

Bu derste, psikanalizin doğuşunu açıklamak üzere cinsellik ile öznellik arasındaki bağlantının nasıl kurulduğuna odaklanacağım.  Psikanalizin esasen cinsellik üzerinden geliştirilen bir öznellik kuramı olduğu saptamasından hareket ederek bu bağlantıyı mümkün kılan tarihsel ve toplumsal bağlamı ortaya koymayı hedefliyorum.  Sözkonusu bağlamı öncelikle psikanalizin kurucusu Freud’un yaşam öyküsü merkezinde inceleyecegim, daha sonra ise Foucault’un Cinselliğin Tarihi eserinde sunduğu “psikanalizin arkeolojisini” temel alarak iki farklı eksene odaklanacağım. Ayrıca bu iki ekseni daha somutlaştırmak üzere E. Roudinesco’nun Freud biyografisinden yararlanacağım.  İlk eksen öznellik meselesinin nasıl öne çıktığını vurgulamak üzere, histerinin tedavisinde dikkatin nasıl bedenden söze, ruhsallığa ve öznelliğe kaydığına ışık tutuyor ve psikanalizin kurucu vakası olan Anna O vakasında bu dinamiğin nasıl işlediğini gösteriyor. İkinci eksen Freud’un çevresinde toplanan ve psikanalizi kuran küçük çevrenin oluşturduğu “geniş aile”nin ilişkilerine odaklanarak psikanalizin “benlik teknolojisi” olarak belirmesini ele alıyor.

Atakan Yorulmaz - Psikanalizden Ne Bekleyebiliriz?

Psikanalizin bir vaadi var mı? Bu soru, bir yüzyıldan fazla bir zaman önce Sigmund Freud tarafından ortaya atıldı. Günümüzde de hala geçerliliğini koruyan bu soruya Freud da dahil olmak üzere birçok psikanalist yanıt aradı. Buldular mı, pek emin değilim. Çünkü psikanalizin vaadine yönelik yanıt verecek tek pozisyon, analizan konumudur. 

Freud’dan sonra psikanalizin teorisine ve pratiğine yönelik hem eleştiri hem de devrim niteliğinde görüşler getiren Jacques Lacan da, psikanaliz pratiğini olabildiğince hem psikanalist hem de analizan konumundan sorguladı. Bu sorgulamayı başta Freud’u ardından felsefe, edebiyat, toplumsal cinsiyet, matematik, mantık gibi birçok disiplini ele alarak yaptı. Bu durum Lacan’ı diğer disiplinlerin içerisine de dahil etti. Özellikle psikanalizin toplumsal meselelerde nasıl bir konumu olduğu, toplumsal olaylarda nasıl bir seste yankı bulabileceği üzerine birçok düşünce ortaya atıldı. Peki bu düşünceler, psikanalizin vaadiyle ortak bir temelde mi buluşuyor? Bu derste, “Psikanalizden ne bekleyebiliriz” sorusunu, yani psikanalizin vaadini hem öznel hem de toplumsal olandan yola çıkarak ele alacağız. Freud, Lacan ve Butler dahil olmak üzere psikanalizin tarihini, teorisini, pratiğini, imkânlarını ve sınırlarını tartışmaya açacağız.

Emre Sünter - Şizoanalizden Geriye Kalan

Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin Anti-Ödipus (1972) adlı yapıtı psikanaliz, politika ve felsefe arasındaki sınırları yeniden düşünme anlamında 20. yüzyılın önemli metinlerinden biridir. Özellikle Paris 68 olayları arzu kavramının yeniden ele alınmasını gerektiren bir iklim yaratır. Anti-Ödipus’un temel projesi hem arzuyu hiçbir dışsal merciye referans vermeksizin açıklamak hem de arzunun, kendi bastırılması da dahil olmak üzere çeşitli tarihsel oluşumları kateden bir soykütüğünü sunmaktır. Böylece şizoanaliz, arzuyu klasik psikanalizin öne sürdüğü biçimiyle eksik nesne üzerinden değil, kendi içinde üretken, dışsal bir açıklamaya ihtiyaç duymayan, toplumsal ve tarihsel bir süreç olarak kavramsallaştırır.

Bu derste, öncelikle Anti-Ödipus’ta somutlaştığı şekliyle şizoanalizin vaatlerini ele alacağım. Bunun için de La Quinzaine Littéraire dergisinin yöneticisi Maurice Nadeau’nun 1972 yılında düzenlediği disiplinler arası yuvarlak masa toplantısında, önemli psikanaliz kuramcılarından biri olan Serge Leclaire’in kitaba yönelttiği eleştirilerden yararlanacağım (Deleuze, 2002). Bu eleştirileri şu üç ana başlık altında topluyorum; bunlar aynı zamanda dersin de temel izlekleri olacaklar. 

  1. Bütünlük eleştirisi: Anti-Ödipus arzuyu arıza, kesinti ve sapma gibi öğeleri de içerecek şekilde moleküler bir düzlemde tanımlar. Ancak bu moleküler düzlem, o denli kusursuz işleyen bir makine kurgusuna dönüşür ki, sistemin sürekliliği içinde moleküler olanın yarattığı sarsıntılar görünmez hale gelme tehlikesi taşır. Bu da arzunun parçalı doğasının yeniden bir bütünlük fikrine teslim edilmesi anlamına gelebilir.

  2. Dolayım eleştirisi: Kitabın imlemlilik yapısını dışarıda bırakması, gerçeklikle dolaysızca bir ilişki kurulabileceği fikrini varsayar. Leclaire imlemenin ortadan kalktığı bir durumda anlamsallığın olanaklı olup olmadığını sorgular. Eksik kavramının yerinden edilmesi ve ikiliklerin kaldırılması, arzunun üretken bir süreç olarak düşünülmesi için yeterli midir? 

  3. Toplumsal-politik eleştiri: Arzunun toplumsal makinede nasıl yayıldığını anlamak için yalnızca tarihsel bir bağlam yeterli değildir. Leclaire’e göre arzunun işleyişi, nesneyle kurulan simgesel ve imgesele dayalı ilişkilerle birlikte düşünülmelidir. Bu ilişkilerin oluşumuna dair açıklamalar sunulmadan, toplumsal arzunun kapsamlı bir analizi mümkün değildir.

Dersin son kısmında, özellikle Bin Yayla (1980) üzerinden şizoanalizin Deleuze ve Guattari felsefesinin geneli açısından yansımalarını tartışacağım. 

Kaynakça: 

Deleuze, G., & Guattari, F. (1972). L’anti-Oedipe. Ed. de Minuit [Türkçesi : Anti-Ödipus : Kapitalizm ve Şizofreni 1. (2014). Çev. F. Ege, H. Erdoğan, M. Yiğitalp). Ankara: Bilim ve Sosyalizm].

Deleuze, G., & Guattari, F. (1980). Mille plateaux. Paris: Ed. de Minuit [Türkçesi : Bin Yayla. (2023). Çev. Emre Sünter. Norgunk Yayınları]

Deleuze, G. (2002). “Deleuze et Guattari s’ expliquent”.  L’Île déserte et autres textes. Textes et entretiens, 1953-1974 içinde, s. 301-319 [Türkçesi : “Deleuze ve Guattari Anlatıyor”, Issız Ada ve Diğer Metinler. (2009). Çev. Ferhat Taylan, Hakan Yücefer, Bağlam Yayınları içinde, s. 337-358].

Nami Başer - Felsefe, Edebiyat ve Sosyal Bilimlerin Kesişiminde Psikanalizin Doğuşu ve Gelişimi

Bu derste psikanaliz kültürel bir etkinlik alanı olarak ele alınacaktır. Böylece psikanalizin, onu hazırlayan, onunla çakışan ve ondan yararlanan diğer kültürel alanlarla ilişkisine odaklanılacaktır. Kimileri psikanalizin felsefi öncellerini Eski Yunan’daki Sofist Antiphon’a kadar götürür. Biz de Antiphon’dan başlayıp Stoacılara, oradan da -Descartes, Leibniz, Spinoza gibi isimlerden geçerek- Husserl’e varan bir hatta psikanalizin felsefeyle çetrefilli ilişkisini masaya yatıracağız. İkinci olarak, bir yandan Balzac’tan Proust’a Freud’u önceleyen, diğer yandan gerçeküstücüler gibi açıkça Freud’dan yararlanan yazarların metinleri üzerinden psikanalizin edebiyatla ilişkine ayna tutacağız. Özellikle Samuel Beckett’in 1930 yılında verdiği Jean du Chas konferansı, James Joyce’un Finnegan Uyanması ve André Gide’in Kalpazanlar’ı gibi metinlerden pasajlar yakın okumaya tabi tutulacak. Son olarak, Gabriel Tarde ve Georg Simmel gibi psikanalizle ilişki kurabilmiş isimler aracılığıyla psikanalizin kendisiyle yakın bir zamanda ortaya çıkmış sosyal bilimlerle kurduğu bağın mahiyetini irdeleme fırsatı bulacağız.

Zeynep Sayın - Metodolojik Ortaklık: Dedektifin, Psikanalistin ve İmgebilimcinin Yöntemi

Bu derste farklı alanlara ait ve birbirinden bağımsız görünen bu üç iz sürme biçiminin; dedektifin, imgebilimcinin ve psikanalistin gizli kalmış ortaklıklarını açığa çıkarmayı deneyeceğiz.

BİYOGRAFİLER

Alev Özkazanç, Emekli bir siyaset bilimi profesörüdür. Lisans, yüksek lisans ve doktorasını sırasıyla ODTÜ, ESSEX ve Ankara Üniversitesinde siyaset bilimi alanında yaptı. 1992-2016 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde çalışmış; Siyaset Bilimi Anabilimdalı’nın yanı sıra Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Anabilimdalı’nda dersler vermiştir. 1994 yılında kuruluşundan itibaren KASAUM (Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi) ekibinin üyesi olmuş, 2012’de AÜ Cinsel Saldırı ve Tacize Karşı Destek Birimi’nin (CTS) kuruluşunda görev almış ve 2008-2016 arasında Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüştür. 2016’da Barış için Akademisyenler Bildirisini imzaladığı için zorunlu emekli olmuştur. 2018’de kurulan Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneğinin kurucu üyelerindendir. 2018-2020 arasında Oxford Üniversitesinde misafir akademisyen olarak bulunmuştur. Çağdaş siyaset kuramı, yakın dönem Türkiye siyaseti, feminizm, psikanaliz, toplumsal cinsiyet ve queer kuram, neo-liberalizm, suç ve ceza temel ilgi alanlarıdır. Daha önce Mürekkep ve Toplum ve Bilim dergilerinin yayın kurulu üyeliğinde bulunan Özkazanç, halen Fe Dergi, Vira Verita ve Kaos Q+ dergilerinin danışma kurulunda bulunuyor. Tümü Dipnot Yayınları tarafından yayımlanan kitapları şunlardır: Siyaset Sosyolojisi Yazıları: Yeni Sağ ve Sonrası (2007); Neo-Liberal Tezahürler: Vatandaşlık, Suç, Eğitim (2011); Cinsellik, Şiddet ve Hukuk (2013); Feminizm ve Queer Kuram (2015, 2017); Bir Musibet: Yeni Türkiye’de Erillik, Şiddet ve Feminist Siyaset (Dipnot, 2020). Ayrıca Bob Jessop: Hegemonya, Post-Fordizm ve Küreselleşme Ekseninde Kapitalist Devlet (İletişim Yayınları, 2005) adlı kitabı (Betül Yarar ile birlikte) derlemiş, Jane Gallop’un Cinsel Tacizle Suçlanan Feminist adlı kitabını da Türkçeye çevirmiştir (Dipnot Yayınları, 2013). Arka Pencere: Kısa Dalga Podcast Yazıları (Hayalci Hücre, 2022) son dönem yazıları arasındadır.

Diğer yayınlar için: https://ankara.academia.edu/alev%C3%B6zkazan%C3%A7 

Atakan Yorulmaz, Psikanalist. Psikanalistler Koleji’nde klinik birim ve akademik birim üyesidir. Psikanaliz pratiğini İstanbul Beyoğlu’nda sürdürmekte, yüz yüze ve online olarak analizan görmektedir. Lacancı psikanaliz ve toplumsal cinsiyet alanlarında akademik çalışmalar yapmakta, bazı dernek ve kurumlarda dersler vermektedir. “Lacan” kitabının yazarıdır. “Butler, Queer ve Psikanaliz” ile psikanalizin güncel sorunlarıyla ilgili iki kitabı daha yayınlanacaktır.

Emre Sünter, Emre Sünter Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü lisans mezunudur. Yüksek lisansını Fransız Hükümetinin bursuyla gittiği Paris Nanterre Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden almıştır. Doktorasını 2021 yılında Montreal Üniversitesi’nde İletişim Çalışmaları alanında “For an Echology of Microbe-Artworks: Thinking in between Art and Science” başlıklı teziyle tamamlamıştır. Bu çalışmasıyla Rektörün Onur Listesi’nde yer almaya hak kazanmıştır. Daha önce Tarde, Simondon ve Massumi’nin kitaplarını Türkçe’ye çevirmiştir. Yine kendisinin çevirdiği Deleuze ve Guattari'nin Bin Yayla kitabı bir süre önce Norgunk Yayınlarından yayımlanmıştır. Çalışmalarında doğa, kültür ve teknoloji arasındaki ilişkilere odaklanan Sünter halen Kadir Has Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.

Nami Başer, Strasburg Üniversitesinde, öğrencilik yıllarında Fransız filozofu Jean-Luc Nancy ile çalıştı , hocası aracılığıyla Jacques Derrida, Roland Barthes gibi dönemin ünlü düşünürleriyle de tanışma şansı buldu. Aynı üniversitede yine Felsefe ve Edebiyat alanlarında (edebiyatta Flaubert, felsefede Kant üzerine hazırladığı tezlerle) yüksek lisansını tamamladı. Doktora eğitimi için gittiği (Paris-8) Üniversitesinde edebiyatta Rimbaud, felsefede de Hegel-Marx ilişkileri üzerine çalıştı.  Galatasaray Lisesi, Bursa Işıklar Askeri Lisesi, Uludağ Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi’nde felsefe ve sinema dersleri vermiştir.

Diğer yayınlar için: https://namibaser.com/

Zeynep Sayın, 1961 İstanbul doğumlu, yazınbilimci, sanat kuramcısı, öğretim üyesi. İstanbul, Salzburg ve Viyana’da yazınbilim, sanat tarihi ve felsefe okudu. İstanbul’da çeşitli üniversitelerde, Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde ve Viyana’da Akademie der Bildenden Künste’de çalıştı. Mithat Şen ve Bedenyazısı (Kaknüs, 1999), Noli me tangere (Kaknüs, 2000), İmgenin Pornografisi (Metis, 2003), Kötülük Cemaatleri (Tekhne, 2016) ve Çizginin Boşluğu (Norgunk, 2025) adlı kitapları var.



Son Etkinlikler