Bir Başka Arkeoloji 18 Mayıs 2026

İçinde yaşadığımız çağ, tarihi giderek yalnızca insanın kendi hikâyesi etrafında kurulan dar bir perspektife sıkıştırıyor. Oysa yeryüzü, yaşam ve madde insan deneyiminin ötesinde çok daha geniş zamanlara ve ilişkilere sahip. Sizi, insan-merkezci sınırları aşan başka türlü bir düşünme alanına davet ediyoruz.

Bir kozmolog, bir arkeolog, bir ekolojist ve bir ornitoloğun rehberliğinde yaşamı tüm varlıkları ve ilişkileriyle birlikte düşünerek, farklı zaman katmanlarında dolaşacağız. Kozmostan yeryüzüne, orman ekolojisinden Göbeklitepe’nin dikilitaşlarına, kuşların göç yollarından insanlığın ilk kültürel izlerine uzanarak tarihi yalnızca uygarlıkların değil, gezegenin, türlerin, iklimlerin ve maddi dünyanın ortak hafızası olarak yeniden ele alacağız. Bu buluşmada, yaşamı ve zamanı çoklu ilişkiler ağı içinde birlikte düşünen Başka Bir Arkeoloji’yi mümkün kılacağız. 

Program yalnızca seminerlerden değil gözlem, yürüyüş ve birlikte düşünme süreçlerinden oluşuyor. Gümüşlük Akademisi’nin meşeliklerinde kuş seslerini dinleyecek, gece göğünü gözlemleyecek, mitolojik anlatıların gökyüzüne ve dünyamıza nasıl farklı anlamlar yüklediğini birlikte tartışacağız.

Atölye Yürütücüleri ve Programları

29 Haziran - 4 Temmuz 2026

Prof. Dr. Utku Perktaş (Ornitolog, Evrimsel Biyolog, Hacettepe Üniversitesi)

Doğa Tarihinin Arkeolojisi: Kuşlar, Yok Oluşlar ve Yaşamın Hafızası

Bu atölye, kuşları yalnızca biyolojik organizmalar olarak değil; iklimlerin, göçlerin, kültürlerin ve insanlık tarihinin canlı arşivleri olarak düşünmeyi öneriyor. Nasıl bir arkeolog toprağın katmanlarında kaybolmuş medeniyetlerin izlerini arıyorsa, doğa tarihçisi de müze örnekleri, kuş sesleri, DNA dizileri, yerel isimler, fosiller ve yok oluş hikâyeleri aracılığıyla yaşamın derin zamanına ait parçaları yeniden bir araya getirmeye çalışır. Bu anlamda doğa tarihi, yalnızca canlıları inceleyen bir bilim değil; yaşamın geçmişini bugünün izleri üzerinden okuyan bir tür arkeolojidir.

Atölyenin ilk kısmında, kuşların evrimsel tarihine “derin zaman” perspektifiyle yaklaşılacak. Dinozor–kuş ilişkisi, kitlesel yok oluşlar, kıtaların hareketi ve iklim değişimleri bağlamında kuşların nasıl şekillendiği ele alınacak. Bir güvercinin, bir albatrosun ya da bir ötücü kuşun bedeninde milyonlarca yıllık evrimsel geçmişin nasıl taşındığı tartışılacak. Bu bölümde fosiller, filogenetik ağaçlar ve biyocoğrafya çalışmaları birer zaman katmanı gibi okunacak; türlerin dağılımları ve genetik izleri üzerinden geçmiş iklimlerin ve eski coğrafyaların izleri sürülecek.

Atölyenin ikinci kısmında ise doğa tarihinin kültürel boyutuna odaklanılacak. Tür isimleri, sömürgecilik, müzeler ve doğa tarihi koleksiyonları üzerinden biyolojik ve kültürel çeşitlilik kavramı birlikte tartışılacak. Bir türün yok oluşunun ne anlama geldiği farklı katmanlarda değerlendirilecek: ekolojik, kültürel, tarihsel ve hafızasal. Büyük alk, dodo ve fildişi gagalı ağaçkakan gibi türlerin hikâyeleri üzerinden, yok oluşun yalnızca bir “son” değil; insan-doğa ilişkisindeki kırılmaların ve dönüşümlerin arşivsel bir izi olduğu gösterilecek.

Atölye boyunca temel amaç, doğayı durağan bir “arka plan” olarak değil; katmanlı bir hafıza sistemi olarak düşünmek. Kuşların göç yolları, şarkıları, genetik izleri ve yerel isimleri; geçmiş iklimlerden kültürel dönüşümlere kadar uzanan geniş bir yaşam arşivinin parçaları olarak ele alınacak. Bu bağlamda atölye, insanın doğayla ilişkisini yeniden düşünmek için şu soruları merkeze alıyor:

Bugün sessizleşen türler, aslında geleceğin arkeolojik katmanlarında okunacak büyük bir çöküşün ilk işaretleri olabilir mi? Ve insan, doğanın parçası olduğunu yeniden hatırlayarak tevazuyu tekrar öğrenebilir mi?

---

Dr. Nurbahar Usta (Orman Ekoloğu, İTÜ, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü) 

Bir Başka Ağaç: Ligninden Keresteye Ormanların Tarihi

Bu atölye, ağaçlara ve ormanlara “doğa” ya da “kaynak”tan öte milyonlarca yıllık evrimsel tarihin, ekonomik sistemlerin ve kültürel tahayyüllerin iç içe geçtiği canlı ilişkiler bütünü olarak bakmayı öneriyor. Atölyenin ilk kısmında, ağaçların yeryüzündeki uzun evrimsel hikâyesine dönülecek; ilk kara bitkilerinden devasa orman ekosistemlerine uzanan süreçte, ligninin ortaya çıkışıyla bitkilerin nasıl dikeyleşebildiği, odunsu dokuların nasıl geliştiği ve bunun atmosferden karbon çekilmesiyle gezegenin iklimini nasıl dönüştürdüğü ele alınacak. Kök sistemlerinin toprağın oluşumundaki rolü, mantarlar ile bitkiler arasında kurulan mikoriza ağları ve ormanların görünmeyen yeraltı ilişkileri tartışılacak. Ormanların “ağaç toplulukları” değil; mantarlar, böcekler, bakteriler, hayvanlar ve insanlarla birlikte oluşan karmaşık yaşam örgütlenmeleri olduğu vurgulanacak. Aynı zamanda yangın, kuraklık, rekabet ve iş birliği gibi süreçlerin milyonlarca yıl boyunca ormanların biçimlenmesindeki etkisi üzerinde durulacak. Bu ekolojik tarih, insanın ormanla kurduğu en erken anlatılardan biriyle de kesişecek: Gılgamış Destanı. Gılgamış ve Enkidu’nun Sedir Ormanı’na yolculuğu, ormanın zamanda sınır, korku, arzu ve yıkımın mekânı olarak nasıl kurulduğunu düşünmek için bir zemin sunacak. Bu anlatı üzerinden, ormana yönelik ilk “müdahale” ve “fethetme” tahayyüllerinin izleri tartışılacak.

Atölyenin ikinci kısmında ağaçların evcilleştirilmesi ve modern ormancılığın ortaya çıkışı ele

alınacak. Ormanların ölçülebilir, sayılabilir ve ekonomik değere dönüştürülebilir alanlar olarak tanımlanması; monokültür plantasyonlar, endüstriyel ormancılık ve verimlilik fikrinin tarihsel gelişimi konuşulacak. Bu dönüşümle birlikte ağaçlar hem birer tarih taşıyıcısı hem de toplumsal tarihin maddesi olarak ele alınacak. Ağaç halkaları, tohumlar ve odunsu kalıntılar geçmiş iklimleri, yangınları ve insan etkisini kaydeden doğal arşivler olarak tartışılacak.

Atölye boyunca temel amaç, ormanı romantik bir “vahşi doğa” imgesinin ötesinde; tarihsel,

ekolojik ve politik katmanları olan yaşayan bir sistem olarak düşünmek. Bu bağlamda ormanla kurulan ilişkiyi insan ve ağaçların uzun süreli birlikte-varoluş biçimleri üzerinden yeniden düşünmeye davet edeceğim.

---

Prof. Dr. Ayşe Nihan Katırcı (Kozmolog. Doğuş Üniversitesi).

Evrenin Höyüğü: Kozmik Katmanlar, Gerilimler ve Yeni Paradigmalar

Veriyi gören göz, daima bir kuramla bakar. Bu seminerde kozmolojiyi, arkeolojiyle şaşırtıcı bir benzerlik içinde ele alacağız: geçmişin doğrudan kendisine değil, bugüne ulaşan izlerine bakarak görünmeyen bir tarihi yeniden kurma çabası olarak. Nasıl bir arkeolog höyüğün katmanlarını okuyarak geçmiş medeniyetlerin izini sürüyorsa, kozmolog da Hubble Uzay Teleskobu, James Webb ve CMB’yi ölçen Planck uydusu gibi “kozmik kazı aletleriyle” gelen her fotonu geçmişin sağlam bir tanığı olarak okur. Yakın galaksilerden Baryon Akustik Salınımı izlerine, oradan evrenin bebeklik fotoğrafı olan kozmik mikrodalga arka plana kadar uzanan bu yapı, bize bir tür kozmik stratigrafi sunar.

Ancak bu tabakaları anlamlı kılan şey yalnızca veri değildir; Kopernik’in Dünya’yı evrenin merkezinden çekip alması, Kepler’in kusursuz daireler yerine eliptik yörüngeleri göstermesi, Newton’un mutlak uzay anlayışının Einstein’la birlikte eğilip bükülen uzay-zaman geometrisine dönüşmesi gibi büyük kuramsal devrimlerdir. Bu devrimler olmasaydı, gökyüzü bizim için yalnızca dağınık sinyallerden ibaret olurdu. Evrenin genişlediğini ve bu genişlemenin hızlandığını keşfetmemiz, bugün “standart model” dediğimiz kozmolojik çerçeveyi inşa etmemizi sağladı. Fakat şimdi bu modelin en derin tabakalarında yeni çatlaklar beliriyor: James Webb’in beklenenden çok daha erken ve olgun galaksiler bulması, CMB’den çıkarılan genişleme hızı ile yakın evrendeki süpernovalardan ölçülen değerin uyuşmaması ve karanlık enerjinin gerçekten sabit olup olmadığına dair yeni sorular, kozmolojide ciddi gerilimler yaratıyor. 

Bu seminer, arkeolojik tabakalardan kozmik tabakalara uzanan bu düşünsel yolculukta şu soruyu tartışmaya açıyor: Tıpkı Göbeklitepe’nin “önce tarım, sonra köy, sonra tapınak” paradigmasını sarsması gibi, kozmolojideki Hubble gerilimi, büyük ölçekli yapıda farklılıklar ve dinamik karanlık enerji ihtimali de belki mevcut standart modelin sınırlarına işaret eden ve yeni bir paradigmanın habercisi olabilecek ilk izler midir? 

Prof. Dr. İsmail Gezgin (Arkeolog).

Arkeolojinin Zihinsel Katmanları ya da Zihnin Arkeolojik Katmanları

Arkeoloji çoğunlukla salt yerle, toprakla ve maddi kalıntılarla ilişkili bir bilim olarak düşünülür, temel malzemesi de kültürel yapıntılardır. Oysa yaşam, tüm özneleri ve birbirinden ayrılmaz ilişkiler içinde ele alındığında, daha eşitlikçi bir ontoloji üzerinden kavranabilir. Geçmişi, şimdiye uzanan ilişkisel ağlarıyla birlikte düşünmek, zamanın geniş ve katmanlı uzamını da görünür kılar. “Bir Başka Arkeoloji”yi tahayyül etmek, önümüze bakmanın ötesine geçip yüzümüzü ötekisayılana dönmekle başlayacaktır.

Arkeolojik eserler yalnızca geçmişin yaşam koşullarının, teknolojinin ya da ideolojinin temsilini üstlenmezler aynı zamanda insan zihninin, yaşamla kurduğu ilişkinin süreçsel ve kurucu göstergeleridir. Diyalektik bir ilişki içinde bulunduğu insanı nesneleştiren aktif ve kararlı formlardır. İnsanı insanla, doğayla, yaşamla ve diğerleriyle bağlayarak emek, tahakküm ve itaat ilişkilerine sokarlar. İnsan nesneleri üretirken nesneler de özneleri üretir. Yaşam ilişkide olduğumuz nesneler yoluyla tanımlanan dolanıklıktır.

Arkeoloji çoğunlukla salt yerle, toprakla ve maddi kalıntılarla ilişkili bir bilim olarak düşünülür, temel malzemesi de kültürel yapıntılardır. Oysa yaşam, tüm özneleri ve birbirinden ayrılmaz ilişkileri içinde ele alındığında, daha eşitlikçi bir ontoloji üzerinden kavranabilir. Geçmişi, şimdiye uzanan ilişkisel ağlarıyla birlikte düşünmek, zamanın geniş ve katmanlı uzamını da görünür kılar. “Bir Başka Arkeoloji”yi tahayyül etmek, önümüze bakmanın ötesine geçip yüzümüzü öteki sayılana dönmekle başlayacaktır.

Arkeolojik eserler yalnızca geçmişin yaşam koşullarının, teknolojinin ya da ideolojinin temsilini üstlenmezler aynı zamanda insan zihninin, yaşamla kurduğu ilişkinin süreçsel ve kurucu göstergeleridir. Diyalektik bir ilişki içinde bulunduğu insanı nesneleştiren aktif ve kararlı formlardır. İnsanı insanla, doğayla, yaşamla ve diğerleriyle bağlayarak emek, tahakküm ve itaat ilişkilerine sokarlar. İnsan nesneleri üretirken nesneler de özneleri üretir. Yaşam ilişkide olduğumuz nesneler yoluyla tanımlanan dolanıklıktır.

Bu seminerde, arkeolojik nesnelerden hareketle insan zihnindeki zaman algısına odaklanacağız. İnsanın yaşamını nasıl zamansız ve ütopik bir yokyere taşıdığına birlikte tanıklık edeceğiz. Yazılı belgeleri, mitolojik anlatıları ve sanatı insan olmanın kurucu nesneleri olarak yeni baştan yorumlayacağız.

Program Takvimi

29 Haziran

Gümüşlük Akademisi’ne varış ve yerleşme.

30 Haziran, 10:30 

İsmail Gezgin. Arkeolojinin Ne’liği üzerine bir giriş?

1 Temmuz

10:30 - 13:00: Utku Pektaş

Doğa Tarihinin Arkeolojisi: Kuşlar, Yok Oluşlar ve Yaşamın Hafızası 1.

14:30 - 17:00 Nurbahar Usta

Bir Başka Ağaç: Ligninden Keresteye Ormanların Tarihi I

2 Temmuz

10:30 - 13:00 Utku Pektaş 

Doğa Tarihinin Arkeolojisi: Kuşlar, Yok Oluşlar ve Yaşamın Hafızası 2.

14:30 - 17:00 Nurbahar Usta

Bir Başka Ağaç: Ligninden Keresteye Ormanların Tarihi 2

3 Temmuz

10:30 - 13:00 Ayşe Nihan Katırcı

Evrenin Höyüğü: Kozmik Katmanlar, Gerilimler ve Yeni Paradigmalar 1.

14:30 - 17:00 İsmail Gezgin 

Arkeolojinin Zihinsel Katmanları ya da Zihnin Arkeolojik Katmanları 1.

21:30 Ayşe Nihan Katırcı-İsmail Gezgin

Akşam göğe bakma, kozmoloji ve mitoloji

4. Temmuz. 

10:30 - 13:00Ayşe Nihan Katırcı. 

Evrenin Höyüğü: Kozmik Katmanlar, Gerilimler ve Yeni Paradigmalar 2. 

14:30 - 17:00 İsmail Gezgin 

Arkeolojinin Zihinsel Katmanları ya da Zihnin Arkeolojik Katmanları 2

21:30 Ayşe Nihan Katırcı-İsmail Gezgin

Akşam göğe bakma, kozmoloji ve mitoloji

* Gümüşlük Akademisi Vakfı yararına düzenlenen Bir Başka Arkeoloji programına konaklamasız günlük katılım bedeli: 800 TL 

* Programın kontenjanı 30 kişiyle sınırlıdır. 

* İki üniversite öğrencisine (18 - 25 yaş) bursu verilecektir. Burs başvurusu yapacak olanların info@gumuslukakademisi.org adresi üzerinden başvuru yapmaları gerekmektedir.

*Gümüşlük Akademisi'nde konaklamayla ilgili bilgilere ulaşmak için tıklayınız.

* Kayıt ve iletişim için: info@gumuslukakademisi.org